GÜRCÜLERDE YENİ YIL GELENEKLERİ
- Cengiz Han BEKİROĞLU
Gürcülerde yılbaşı kutlamaları, büyük ölçüde kutsal ayinler ve ritüellerin sergilendiği dini bir bayram kıvamında yaşanan ve bir geceyle geçiştirilmeyen, birkaç günlük zaman dilimini kapsar.
Her Gürcü ailesinde kutlamalar günler öncesinden başlar. Her evde inceden inceye temizlik yapılır, bütün eşyalar yeniden düzenlenir, bu önemli bayrama hazır hale getirilir. Bu arada, konu komşuya ödünç verilmiş olan eşya varsa mutlaka yılbaşına kadar geri alınır. Yılbaşı arifesinde bütün rutin işler tamamlanır. Arife gününde bağda- bahçede hiçbir işle meşgul olunmaz. Arife günü bu tür işlerle meşgul olan biri son derece yadırganır. Hatta hayvanların yiyeceklerini birkaç gün yetecek şekilde önlerine fazla miktarda bırakırlar.
Hevsureti Bölgesi'ndeki köylerde bugün de devam eden bir gelenek, bizdeki dini bayramlarda mezarlıkları ziyaret etme geleneğine karşılık gelebilecek türdendir. Köyde yıl içerisinde kaç kişi ölmüş ise, o sayıda damacanaya en özel votkalar doldurulur ve yeni yılın sabahında ölülerin ruhları yad edilerek içilir.
Yeni yılın ilk günü, bir gürcü evine gelen ilk misafirin özel bir yeri ve anlamı vardır. Hatta bu ilk misafiri diğerlerinden ayıran bir ismi dahi vardır. Acara Bölgesinde 'mperhavi' diğer bölgelerde 'mekvele' olarak adlandırılan kişi, misafir olacağı eve gittiğinde kendisine çeşitli hediyeler takdim edilir. Buna karşılık kendisi de eli boş gelmez. Mekvele, misafir olduğu eve uğur getirecek olan kişidir. Eğer yıl kötü geçecek olursa veya aile bireylerinin başına aksilikler gelirse bu durum, 'mekvele'nin uğursuzluk getirdiği şeklinde yorumlanır.
Mekvele, misafir olacağı evin kapısından içeriye girerken ev halkına;
Buraya barış ve huzur getirdim
Tanrı koruyucunuz olsun
Benim bu ayak izlerim, meleklerin ayak izleri olsun ve
Sizlere uğur getirsin
Hepinize huzurlu bir yıl diliyorum.
diyerek eve girer.
Gürcü yılbaşı gelenekleri, yöreden yöreye farklılıklar göstermektedir. Saingilo yöresine özgü bir yılbaşı geleneğine göre, evde yılbaşı gecesi kutlamaları tamamlanıp, herkes uykuya geçince evin kadını ve erkeği uyumaz. Kadın yün eğirir, erkek ise sohbet ederek ona eşlik eder. Elde edilen iplikler, uyumakta olan evin erkek çocuklarının bileklerine usulca bağlanır. Bu bileklik, üç gün boyunca çocuklarda hiç çıkartılmadan kalmak zorundadır.
Samegrelo ve Guria Bölgeleri'nde şimdilerde pek rastlanmayan bir yılbaşı geleneği varmış, 'kalanda' , yani yılbaşı gecesi önde evin reisi, tüm aile fertleri, ellerinde mumlarla mahzene iner; içinde 'haça puri', haşlanmış domuz başı ve şarap bulunan tekneyi yere koyup etrafına mumları dizerler, önce dualarını edip Tanrıya yakarır, sonra da et yiyip şarap içerlermiş.
Yine geçmişte kalan bir inanışa göre yeni yılın ilk gününde uğursuzluk getirmesin diye ateşi tutuştururken kibrit kullanılmaz, tutuştururken ateşe üflenmezmiş.
Hala yaygın olan bir inanışa göre ise; yeni yılın ilk günü feleğin çarkı dönmekte, buna bağlı olarak da, yıl içerisinde başa gelecek olan iyi ya da kötü durumların o gün belirlendiğine inanılırmış.
Yine şimdilerde pek rastlanmayan bir yılbaşı geleneğine göre gençler, kar kızağına ters binerek kayarlar, bu sayede yıl boyunca sırtlarının ve bellerinin ağrımayacağına inanırlarmış.
Gürcistan sınırının hemen beri yakasındaki Gürcü'lerde ise, yılbaşı adetleri; doğal olarak dinsel içerikten uzak, daha sade ve yalnızca yeni bir yılı karşılamaya yönelik duygu ve davranışlardan ibaret kalmaktadır.
Yirmibeş- otuz yıl öncesinde geleneksel yaşamın sürdüğü, insanların henüz modern teknolojiyle tanışmadığı Türkiye'deki Gürcü köylerinde, yeni yıl kutlamaları, yılbaşı gecesiyle sınırlı kalırdı. Ancak kalabalık halinde eğlenmeyi çok seven ve bunu çok iyi becerebilen Gürcü'lerde yeni yıl coşkusu fazlasıyla yaşanırdı.
Yaşam tarzının modernleşmeyle birlikte hızla değişmesi sonucu, geleneksel değerler de zaman içinde bu değişimden nasibini alarak unutulmaya yüz tutmuş, en kötüsü, kırsal alana dair değerlerin taşıyıcılığını yapacak olan genç nüfus köyden uzaklaşmıştır.
Şimdinin ortalama ellili yaşlarını bulmuş olan abi ve ablalarımızın anılarından alıntı yaptığımız bazı renkli sahneleri şimdilerde bizlerin yaşayamıyor olmasını bir eksiklik olarak kabul ediyorum kendimde.
Yılbaşı gecelerinin en popüler eğlencesi 'kurt' (hırsız) oyunu olarak bilinir. Kurt oyunu, türlü muzipliklerin, becerilerin sergilendiği hatta oyundaki bazı şanssızların yedikleri şaka yollu dayakları içinde barındıran renkli ve eğlenceli bir oyundur. En kılıksız hallerine bürünen köyün gençlerinin, grup halinde köydeki evleri dolaşıp, her evden aldıkları çeşitli yiyeceklerin yanında, kümesten büyük bir marifetle yürütülen tavuğun kendi sahibine ikram edilirken, kendi tavuğunu yediğini bilmeyen zavallı adama takılmalar herkesi gülmekten kırıp geçiren sahnelerdi.
Kurt oyunu, içerisinde ağır sayılabilecek şakalar barındırmasından ötürü kızlı-erkekli oynamaya pek müsait değildir. Bu nedenle bir erkek zorla kadın kılığına sokulur, böylece oyunda karşı cinsin eksikliği de giderilmiş sayılırdı.
Akordeon eşliğinde kar üzerinde büyük bir coşkuyla geç saatlere kadar devam eden oyunlar, yılbaşı gecelerini unutulmaz anılara dönüştürebilecek yoğunluğu yaşatırdı insana.
Yine yılbaşı gecelerine özgü bir oyun olan 'yüzük kimde' oyunu bol eğlence ve kahkaha vaat deden oyunlardandı. Bu oyun, daha az gürültülü, herkese açık, kapalı ortamlarda oynanan bir oyundur. Bir kişi iki avucunun arasındaki yüzüğü odadakilerin avucuna bırakıyormuş gibi yapar, ama sadece birisinin avucuna bırakır. Oyunda ebe olanın görevi, yüzüğün kimde olduğunu bulmaktır. Ebe her başarısız tahmininde oyunun kaptanı tarafından ilginç cezalara çarptırılır. Cezalar, bir hayvanı taklit etmekten tutun da, olmayacak şeyleri yemeye (böcek gibi) kadar vardırılır. Bazı cezalar ise iyi halden affedilebilmektedir. Bu oyunun en ilginç anı ise, biraz önce ceza veren kişinin, biraz sonra ceza verdiği kişiden ceza aldığı andır.
|