biryaşam kültür ve ekoloji derneği

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

BAYAR ŞAHİN RÖPORTAJI - NESRİN AKSU

Karadeniz halklarının sevdalarını, acılarını, sevinçlerini ve hüzünlerini Türkçe, Gürcüce, Lazca, Megrelce ve Hemşince ezgilerle buluşturan Bayar Şahin’le son albümü NALİA’yı konuştuk…

Oldukça yoğun bir temponun ardından son albümünüz “Nalia” dinleyicilerinizle buluştu…

Nalia albümü daha çiçeği burnunda, çok yeni bir albüm. Bundan öncesi Türkiye’de 3, bir tane de Gürcistan’da, 4 tane albümüm çıkmıştı. Horona Çağrı, Bani, Rüzgara ve Cilveleoy.
Türkçe, Gürcüce ağırlıklı şarkılar, bir kaç tane de Lazca vardı o albümlerin repertuarlarında.
Son albümüm Nalia’da ise 5 halk dilinde şarkılar var. Albümün şarkı içerikleri ve kendi içeriğini anlattığı biyografisini de beş ayrı dile çevrerek yayınladık.
Türkçe, İngilizce, Almanca, Lazca, Gürcüce çeviriler var içerisinde…
Uzun bir çalışma, anlatımının da uzun olduğu böylesi bir çalışma oldu.
Henüz çiçeği burnunda, yeni çıktı.

Albümünüzün adı neden “Nalia”?

Her şeyden önce Nalia Karadenizli için, hatta Kafkasyanın bir çok yerine uzandığımızda, Megrellerde ve Gürcülerde nalia bir hayattır. Nalia yarınlara çıkma umudunun saklandığı yerdir.
Nalia emeğin biriktirildiği, emeğin yaşamı yarınlara taşıyabileceği her türlü gıdanın ihtiyacın gereksinimin muhafaza edildiği bir yerdir. İnsanlar eğer naliaları olmazsa kışı atlatamazlar.Kıştan yaza bahara çıkamazlar... Neden? Bir buzdolapları yokmuş zamanında değil mi? Nerede gıdalarını saklayacaklar? Peyniri, yağı, tuzu, şekeri, mısırı, fasulyeyi, kuruttukları lahanayı çürümesin küflenmesin diye nerede saklamalılar? Onun için oluşturdukları bir mimari bu… Nedir bu? Hava sirkülasyonuyla gıdaların rahatça korunabildiği bir yer… Her hangi bir hayvan çıkamıyor oraya, fare çıkamıyor. Çünkü özel bir yapısı var. Özel bir yapının üzerine oturtulmuş. Nalia böyle bir şey…
Burada insanlığın, yaşamın muhafaza edilmesi için saklanan bir şeylerden bahsettim.
Benim albümüm, Türkçe dahil, 5 dilde halk şarkılarını, halk sevdalarının toplandığı bir yer. Ben öyle görüyorum. Ve o dillerin de muhafaza edilmesine hizmet edecek. Hemşinceye, Lazcaya, Gürcüceye, Megrelceye Karadeniz şivesine ve oradaki bestelere, Türkçeye; bu dillerin muhafaza edilmesine hizmet etmiş olacak. Bunun içinde “Nalia” ismini verdim. Burası bir Nalia…

Gerçekten çok güzel bir albüm olmuş ben çok keyif aldım dinlerken. Çok beğendim hepsi biribirinden güzel…

Sağolasın.

Kah hüzünleniyorsunuz kah gülüyorsunuz kah horon tepiyorsunuz.. O kadar hoş bir albüm olmuş.. Ben açıkça fikrimi söylemek istiyorum, şu ana kadar çıkarmış olduğunuz albümler içinde bence en güzeli bu ben en çok bunu beğendim…

Acaba Hemşince var diye mi… Hemşinceyi biliyorsun sen değil mi?

Biliyorum evet ama hemşince var diye değil bütünüyle hepsi çok güzel bir albüm

Tulumu, kemençesi, akordeonu, bağlaması ve gitarlarıyla çağdaş enstrümanlarıyla aynı poa içersinde bütün şarkıları erittik…

Kimlerle çalıştınız bu albümde?

Şimdiki orkestramla çalıştık. Cem Sait Aslantunalı düzenlemeleri yaptı, birlikte yönettik. Dışarıdan biri iki nefesli ve kemençe ama bu albümde birde Gürcistan ayağımız var.
Türkiye’deki çalışmalarımızı Gürcistan’a taşıdım. Oradaki stüdyoda da kemanlar çalındı ve bir takım ilaveler yaptık. Enstrümanlar çalındı. Dolileri orda çalındı, Tiflis’te. Ve Gürcistan Devlet Opera Sanatçıları kemanları çaldı.

Gürcü müziği denilince akla ilk gelen isimlerdensiniz. Ve siz de Artvin’li bir Gürcüsünüz...Gürcü müziği ile yani kendi müziğiniz ile nasıl tanıştınız? Gürcü müziği yapmaya nasıl karar verdiniz?

Kendi dağarcığıma aldığım repertuarımda yaptıklarım tek sesli müzikti. Bağlamayı çalmak, kaval hele hele, o dönem çok seslilik pek yoktu ama hafızamda bir şeyler canlandı.
Bunlar çocukluğumda duyduğum, düğünlerde o kapı arkalarından kapı aralıklarından veya kalabalık yerlerde duyduğum uğultulu ama değişik değişik sesler. İnsanlar bir yerlere geldiğinde, bir köşeye bir grup diğer köşeye bir grup oturur karşılıklı atma bir şeyler söylerlerdi. Fakat arkada bir şey vardı, bas bir ses vardı. Şimdi tabi bu işe pedal diyoruz ama o zamanlar neyin pedalı, pedalın ne olduğunu bilmiyorduk ama bir ses geliyordu. Onlar çağrışım yapıyordu. Annemle sık sık konuşuyordum. Rahmetli amcam benimle çok ilgilendi bu konuda. Kendi gençliğinde söylediği şarkıları izah etmeye çalıştı. Bana bir şeyler söyler misin dediğimde, “bir kişiyle söylenmez bizim müziğimiz’’ derdi, ben ona anlam veremiyordum başlarda. Sonra sonra Gürcü müziğini öğrenince, gerçekten tek kişiyle söylendiğinde keyif alınmaz. Yani kolektif bir müziktir.
Kolektif müzikte tek kişi söylediğinde keyifli olmaz.
Gürcü müziği ile tanışmam galiba beşikten itibaren oldu. Her memlekete gidişimde yani Artvin’e gidişimde yada Gürcülerin yaşadığı başka yerlere gidişimde, Bursa, İnegöl, Adapazarı, Sapanca’ya, İzmit’e buralara gittiğimde Gürcülerin yaşadığı yerlerde bunları araştırıyordum. Hala da yaptığım şey bu... Araştırıp öğreniyordum bunları ve dağarcığıma alıyordum, kaydediyordum… Yani derleme çalışmaları yapıyordum. Çok düzenli ve sistemli değildi fakat kendi repertuarıma, arşivime alacak kadar şarkılar toparladım ve onları da birer albümde biriktirdim…

Sizce Gürcü müziği yeterince temsil ediliyor mu? Ya da Türkiye ile Gürcistan’ı kıyasladığınızda ne kadar örtüşüyor?

Gürcü müziğiyle ilgilenip Gürcü müziği yapanlar Türkiye’de çok az.
İşte bir iki grup var, ben varım İberya Özkan var. Bunlar yeterli değil tabi.
Türkiye’de yaşayan Gürcülerin sayısına veya dağılımına baktığınızda nerelerde yerleşmişler, nerelerde yaşıyorlar, oralara baktığınızda daha çok olması gerekiyor. Her şeyde geç kalınmış ama ben umutluyum, yavaş yavaş olacak… Biz yetiyor muyuz, hayır. Keşke daha çok insan ilgilense diyorduk bu zamana kadar ama bundan sonra artık var. İlgilenen arkadaşlar var.
O kadar ilginç yerlerden, üniversitelerden o kadar ilginç şeyler alıyorum ki… Bu kurumları araştırmak ve mesela Gürcü halk çalgılarını, panduri öğrenmek isteyenler, darçelloyu merak edenler, öğrenmek isteyenler… Gürcü müziğiyle polifonik yapısıyla, Acara’nın tulumuyla Karadenizin tulumunun karşılaştırılmasına kadar ilgilenen arkadaşlar var, gençler var. Gençler umut verici. Yeterince temsil edilmiyor o coğrafik alana sayıya baktığımızda ama bundan sonra umudum var…
Biz aslında unutmuşuz Gürcüceyi de Gürcülüğümüzü de. Türkiye’de yaşayan Gürcüler.. Yüzde 20 anlaşabilmek, demek ki unutulmuş. Biz yüz de 20 sini anlıyoruz Gürcistan’da konuşulan Gürcücenin… Orası modernize edilmiş, biz dili kaybetmişiz, unutmuşuz. Kelimeleri unutmuşuz, isimleri unutmuşuz. Cümle kurmayı bilmiyoruz arasına Türkçeler girmiş. Kullanılmadığından konuşulmadığından unutulmuş yani asimile olmuş…

Çok teşekkür ediyoruz başarılar diliyoruz.

Copyright © 2010 | Kuledibi Mh. İnönü Cd. Karaman Apt. No:20/2 08600 Hopa / Artvin
Tel : 0 466 351 74 43 GSM : 0 507 703 67 90 - 0 534 264 13 69 e-posta: biryasam@gmail.com
anasayfa | hakkımızda | arşiv | foto&video | forum| abonelik | linkler | iletişim