Karadeniz Kıyıları Ve Coğrafyası
P.Minas BIJIŞKYAN
Platana'nın dokuz mil mesafesinde bulunan Trabzon, Anadolu'da Kapadokya'nın eski meşhur bir başşehridir. Eski devirlerde, daha geniş ve çok nüfuslu olup faal bir ticaret merkezi olan bu şehir dünyaca tanınmıştı ve aynı zamanda, tapı-naklarından dolayı putperestlerin bir ziyaretgahı idi. Diyodo-sios ve diğer müelliflere göre, bu şehir, 2536 sene evvel, Kral Ezekya zamanında, öne Sinop'tan gelen bir koloni tara-fından kurulmuştur. Trabzon'a uğramış olan Ksenofon da aynı şeyi söylerse de, Eusebios, şehrin kuruluşunu otuz yıl daha evvel, yani Roma'nın kuruluşundan beş yıl önce, Kral Yoatam'ın zamanında gösterir.
Bir tepenin üzerinde uzunca ve dörtköşe şeklinde olan Trabzon kalesi, kıyıdan başlayarak kuzeyden güneye doğru Boztepe dağına kadar uzanır. Eski kale, masa şeklinde olduğundan (s. 43, prg. 2) (Trapeza) veya Trapezon olarak adlandırılmıştır. Şehre Ozinis dahi denirdi.
Eski Trabzon sikkelerinin bir yüzünde Apollon başı, diğer yüzünde de (prg. 3) yazışı ile bir gemi burnu ve çapa vardır. Bundan, o zamanda Trabzonluların başlıca putunun Apollon, şehrin de işlek bir liman olduğu anlaşılır.
Yafet'in ırkından Yafet adlı birinin gelip kaleyi yapmış olduğuna dair mevcut bir anane vardır ki bu şahsın bir Erme-ni reisi ve belki de Hayk'ın oğlu olması düşünülebilir. Horenli Moses de, Kral Valarşak'ın Pontos'u intizama koyduğunu, halkın isyanı üzerine de Ermeni kralı Arşak'ın orasım tekrar zapt ederek dünya tarihinin 3875 senesinde Karadeniz kıyısında bir taş diktiğini, mızrağım taşın içine batınrcasına kuvvetle vurduğunu ve Pontosluların buna ilahi bir nişane olarak taptıklarım,fakat daha sonra tekrar isyan ederek taşı denize attıklarım söyler.
Muhtelif devletlerin tabiiyetinde kalmış olan Trabzon, Mihridates'ın eline geçtikten sonra çok mamur bir şehir olmuş, bilahare de Romalıların eline geçmiştir. İmparator Se-verius. İranlıları yendikten sonda Trabzon'u zapt etmiştir. Zosimos'un anlattığına göre, İmparator Valerianus zamanında, 255 senesinde, Tatarlar Trabzon'u kuşatmışlar, muhafız kıtasından başka onbin asker yardıma gelmişse de kaygısız-lıklarından dolayı düşman geceleyin kaleye girerek birçok adamı öldürmüş ve hazine ile dolu olan tapınağı yağma etmiştir. Kapadokya'yı ve Trabzon'u zapt eden Maksimianos zamanında, hakim Lusias tarafından burada birçok Hıristiyan şehit edilmiştir. Adı geçen hakim, meşhur Evgenios'u arkadaşları ile beraber tevkif ederek ağır işkencelerden sonra başlarım kestirmiştir. İmparator Adrianus, Trabzon'da birçok inşaat yapmıştır. Adı geçen imparatorun heykelim görmuş olan Arrianos, kendisi de, imparator için kitabesiyle mermer bir abide yaptırmıştır. Pontos kralı unvanım taşıyan Flavius Julius Kostantin, Trabzon'da Altınbaş denilen bir rahibeler manastırı yaptırmıştır ki bu bina halen camiye çevrilmiştir. Valentianos zamanında, Trabzon prensleri îranlılara tabi olup birçokları İranlı oldular, îustinianos I. zamanında, Trabzon beyi Bzadios, istanbul'a giderek Hıristiyan oldu, patriğin torunu ile evlendi ve Lazistan kralı unvanım aldı. Trabzon'da birçok inşaat yapmış olan imparator îustinianos, surları tamir ettirmiş, bir kanal açtırmış ve Kuleboyu tarafın-dan bu yolla kaleye getirmiş olduğu suyu Dabahane kapısm-dan dışarı çıkarmıştır.
İmparator îoannes Komnenos II. Perfirogenetos zamanında, 1120 senesinde Gabras isyan ettiği vakit Trabzon çiğnendi ve nihayet Trabzonlu Gonzav'm Lazistan kralı olması ile Trabzon bağımsız krallara kavuşmuş oldu.
İstanbul Frenkler tarafından işgal edildikten sonra, Alek-sios Komnenos, 1204 senesinde Trabzon imparatoru oldu. Aleksios, rivayete göre, bir ejderi öldürmüş olduğundan, bakırdan bir ejder heykeli yaptırmış ve Ortahisar'daki çeşmenin üzerine koymuştur. Halen mevcut olan bu heykeli gördük. İmparator Mihail Paleolog 1260'da Latinlerle birleştiği zaman, İoannes Komnenos kendisini bağımsız Trabzon imparatoru olarak ilan etti. Komnenoslar, imparator Jan'a kadar irsi olarak tahtı işgal etmişlerdir. Jan'ın zamanında Sinop beyi Şatır, Trabzon üzerine yürüdü ve bilahare, İstanbul'u feth etmiş olan Osmanlı devletine senevi 2000 altın vermek çartı ile barış akd edildi.
İmparator İoannes 1456'da öldükten sonra küçük kardeşi olan David kendisine halef oldu, fakat 1461'de Sultan Meh-med gelerek oniki günlük bir muhasaradan sonra Trabzon'u feth etti, David'i aile efradı ile beraber esir alarak îstanbul'a götürdü, sonra da şehirden çıkartarak öldürttü. Böylelikle, 257 yıl devam etmiş olan Komnenosların hakimiyeti sona ermiş oldu.
Eski devirde, Ksenofon, onbin askeri ile berabar, dünya tarihinin 3615 senesinde Trabzon'a gelmiş ve Dios ve He-rakles putlarına kurban taktim etmek üzere, o zaman Olim-pik oyunları da yapılan Biksidis çaymın yanında bir ay kalmıştır. Arrianos orada Ksenofon'un heykeli ve putların tapınağım görmüştür.
Zosimos'un dediğine göre, eski kale surları iki kat idi. Şimdiki kale, taş ve sütunlardan anlaşıldığı gibi, eskisinin yerinde yapılmıştır. Kale o kadar metin bir şey idi ki komşu milletler de hazinelerini orada saklarlardı. Sur çok yerde kaya üzerinde yapılmıştır ve hendeklerin bir kısmı geniş ve derindir. Çevresi bir saatten fazla uzunluktadır. Kale, Aşağı hisar, Orta hisar ve Kule hisar adları ile üç bölümden ibarettir.
Kule veya İç-kale, halen silah deposudur. Yerini gördüğümüz imparator tahtı önce burada idi. Mevkiin en yüksek yerinde bulunan kale bundan dolayı Yukarı kale adım da taşır ve Boztepe'nin batı tarafından başlayarak İçkale'ye kadar uzanır. Önünde Kuleboyu denilen geniş ova vardır. Hisarın buradaki ucu dardır, garip bir suretle dolambaçlı yollarla birbiri içine giren duvarlar hayli geniştir ve aralannda hendekler vardır. Burası geniş bir saha olmakla beraber içinde mesken yoktur.
Dolambaçlı hendeklerin içinde hazine aramak üzere, Avrupalılar, devlet müsadesiyle hafriyat yapmış fakat bir şey bulamamışlardır. Hendeklerden sonra, aşağıda meskenler başlar. Alt kısımda, kalenin eskiliğin! gösteren mağara gibi korkunç mahzenler gördük. Surun içinde yer yer, mihraba benzer oyuklar, kadim yapılar ve kısmen yıkılmış kısmen de aynen kalmış dolaba benzer şeyler vardır. Kalenin üst kısmı daha yüksek olduğundan çift merdivenle çıktık. Burada, top atılan dörtköşe büyük kule vardır. Önünden Kızgın dere geçer. Mahkumlar mahzenlerde idam edilir ve başları, kapının önünde hususi olarak yapılmış yerlere konulur.
Kale sakinleri çok değildir ve büyük kısmım "Beşli" denilen muhafızlar teşkil ederler. Sultan Mehmed'in zamanın-dan beri tayin edilmiş olan bu muhafızlara günde beş akçe aldıkları için "beşli" denir. Muhafızlar, Hıdırellezden Ka-sırn'a kadar her gece surların üzerinde dolaşır ve "Yekdir Allah" diye bağırırlar. Muhafızlar önceleri daha çoklular fakat şimdi azalmışlardır. Yaşlıların anlattıklanna göre, Abaza ıfından geceleyin kayıklarla gelen şakiler şehri basar, beş-r de bunu haber verir ve halk kaleye iltica edermiş. Kule namı ve İmaret hamamı buradadır. Birçok hücreleri, yük-: sütunları ve büyük bir kubbesi ile meşhur bir bina olan naret hamamı, görünüşe göre Greklerin zamanından kaluş, Müslümanlar onu bazı değişikliklerle hamama çevirmişlerdir. Kale kapışı güney tarafta olup oradan Kızgın de-|e'ye inilir.
Orta hisar, İçkalenin hemen hemen devamı gibidir fakat mı ve kapışı ayrıdır. İki hisar arasında olup mevkii düzdür î Aşağı kaleye kadar uzanıyorsa da çift suru ve demir kapı-ı ile ayrılmıştır. Batı tarafında Zağanos kapışı, doğu tara-da da Dabahane kapışı vardır, îçkale'de hamamlar, evler, kkanlar ve mescitler vardır. Bunların bir kısmı şehrin fethi nanında yapılmış, bir kısmı da, Ortahisar camii. Gavur hamamı vs.gibi, kiliseden çevrilmiş şeylerdir. Hücrelerle çevrili olan eski paşa sarayı, batı tarafta yüksek bir mevkide-dir. Burada eski bir esere rastlamadık. Şimdiki paşa sarayı, Aşağı kale'nin uçunda imaret kapışı'nin karşısında büyük bir binadır.
Ortahisar Camii, kalenin orta kısmında bir binadır, (s. 46, prg. 3) Ayani "Altınbaş" adım taşıyan bu eski kilise, kitabesin! bulamadıksa da, îustinianos zamanında yapılmış ve Aleksis tarafından tamir edilmiş olsa gerek. Binanın umumi görünüşü muhteşem ve azametlidir. Başmihrabm yeri geniş ve aydın, duvar ve zemin mermerle döşelidir. Kraltahtı, güney tarafta kemerli güzel camekan (sacristie)ın yanındadır. Kagir büyük galerinin dört yanında kapılarla etrafındaki parmaklıklı galeriye üst kattan bir yolla gidilir. Yuvarlak galeride büyük bir ustalıkla yapılmış aydınlıklardan inen ziya kiliseyi aydınlatır.
Kilise üç kısma ayrılmıştır. Birinci kısım, camekan ve tahtla beraber mihrabın bulunduğu bölümdür. Bu kısmın doğu tarafında penereler, kuzey tarafmda da ikinci kafa çıkan taş basamaklı dar bir merdiven vardır. İkinci kısım, came-kandan başlayan ve büyük kubbenin altında düşen geniş bölümdür. Büyük kilise kapışı bu kısmın kuzey tarafındadır. Burada, putperestlik tapınağından kaldığı zannedilen iki muazzam mermer sütun vardır. Kapının dışında güzel avlu açılır. Kilisenin üçüncü kısmı batı tarafmda olup üstünde taş zeminli galeri vardır. Batı kapısının bulunduğu bu yerden yü-zelli adım uzunlukta ve elli adımdan fazla genişlikte olan kilise bütün azametiyle müşahade edilir. Kadınlara mahsus geniş galeriden üçüncü kata gidilir. İki taraftan da kilisenin içi-ne bakılan bu yerden üçüncü kata çıkılır. Tahminime göre, kapılarla ayrılmış olan ikinci kat, Kraliyete mensup kadınlara, asıl galeri ise umuma mahsus olsa gerek.
Başmihrabın arka kısmında, yüksek duvarın solunda yüksek bir yerde Tebşir (Annonciation)'u temsil eden bir moza-yik gördük. Sağ tarafta da bozulmuş mozayik izleri vardı. Kilisenin önünde, dükkan, medrese, çeşme, şadırvan ve eskiden kalmış bir kuyu ile çevrili taş zeminli geniş bir meydan vardır. Çeşme, doğu tarafa düşer ve üzerinde imparator Aleksios'un koyduğu bakır ejder vardır. Kuzey tarafta bulunan kuyunun önünde, eski binalardan kalmış îonyen sütun baygından yapılmış yekpare bir kurna konulmuştur.
Meydanın doğu tarafında, sütunlar üzerinde, cephesinde haç işaretleri bulunan eski bir mermer bina gördük. Bu binanın yansı bir evin içinde kalmıştı. Görüldüğüne göre, meydan eskiden sokağa kadar genişti. Aynı binanın meydanda kalmış batı tarafındaki kısmın içinde son zamanlarda martir* mezarları bulundu. Burası eskiden martir mezarlığı olsa gerek, çünkü mabedin doğu tarafında da, Zağanos kapışanın yanında kemerli bir şapelin içinde bir lahit vardır. Bunun içinde bir martir cenazesi bulunduğunu söyleyen Müslümanlar, gerek bunun ve gerekse sütunlu binanın içindekini hürmetle muhafaza ederler. Orada, üzerinde Sultan Gazi Mu-jjısmmed Han İbni Murad Han, hicri 865 yazılı bir tabut gör-Rük. Bu kitabe, şehrin fethi zamanında, 1461 senesinde konulmuştur.
Orta hisar, îçkale'den çok daha büyük ve dörtköşe şeklindedir. Burada, büyük evlerin meyanında şapel ve başka agir yapılar da vardır. Buradaki hamam garip bir bina olup |biiyiik kısmı yeraltındadır. Eski bir yapıya benzeyen bu binayı sonradan ikiye ayırmış ve Çifte hamam adım vermişlerdir. Ortahisar'dan Aşağıhisar'a gidilen kuzey kapışı buraya yakındır. Hemen bütün kale kapıları çift ve kulelidir. Zağanos kapışı'nin yanında hapishane bulunduğu için kapıya Zindan kapışı dahi denir. Anlaşıldığma göre, mabedin meydanı vaktiyle buraya kadar uzanıyordu. Ondan sonrası hendektir. İmaret kapışı'na ve Aleksios kulesine kadar uzanan büyük köprü buradan başlar.
Doğu ve batı taraflardaki bu hendekler kaleyi daha metin bir hale getirmişlerdir, zira yalnız aşağıda kapı gibi bir geçit bulunan ve altından çayın geçtiği batı taraftaki köprü, Aşağı-kale için bir sur vazifesin! görür. Bu surun dışında Müslüman mezarlığı bulunduğuna göre, şehrin bu taraftan zaptedilmiş ve büyük muharebenin Kabak Meydam'nda yapılmış olması muhtemeldir. Sultan Mehmed'in Zağanos adlı büyük paşasının burada harb ettiği içindir ki kapıya Zağanos kapışı adı verilmiştir.
Ortahisar'ın doğu kapışı da çifttir ve üstünde muhafız yeri yapılmıştır. Kapının eşiğinde konulmuş eski binalardan kalma aşınmış bir sütunun üzerinde bir kitabe yeri görülür. İki kapının arası yüksek bir surla tahkim edilmiştir. İç kapının yanında bulunan yüksek bir kemerin üzerinde vaktiyle denize ve karaya nazır muhteşem bir Grek kilisesi yapılmış-tı. Bir taş merdivenle çıkılan kilisenin mihrabı doğu tarafta henüz görülmektedir. Altında da bir avlu vardır. Kilise şimdi hücrelere taksim edilmiş, içinde ulema oturur ve mahkeme olarak kullanılır. Dabahane'nin bu üç kısminin cephesinde imparator İustinianos'un kitabesi vardır. Tournefort bunu yanlış ve noksan okuduğu için hatalı olarak tab'etmiş ve bundan dolayı tercüme etmekten sakınmıştır. Binüçyüzaltı sene evvel beyaz taş üzerinde hakkedilmiş olan bu kitabeyi buraya tamamiyle der ve tercüme ediyorum:
(s. 48, prg. 2)
Allahımız Hazre İsa namına, Almanların, Gotların, Frankların, Germenlerin, Attiklerin, Alanların, Vandalların, Afrikalıların dindar, kutlu, şanlı, muzaffer, daimi sebastos, ogüst otokrat imparatoru Flavios İustinianos, bu şehrin meydan yapılarım. Tanrı makbulü olan piskopos Uranios'un himmet ve nezareti sayesinde 483 senesi 3 'üncü İndictionda tamir ettirmiştir.
Aşağıhisar, Ortahisar'dan kalın bir sur ve çift kapılarla, Ortahisar da îç-kale'den demir kapı ile ayrılmıştır. Bu kapının yanında Kemeraltı denilen bir taş kemer vardır. Aşağıhi-sar'ın içine girmiş vaziyettedir. Dere mahallesi denilen dış mahalle de denize kadar uzanır. Aşağıhisar'ın genişliği kuzeyden deniz tarafından ölçtüğümüzde üçyüz adım çıktı. Surun genişliği yer yer oniki adımdan fazladır. Bir taş merdivenle tekrar yukarı çıktığımızda, surun batı uçunda harb malzemesi ile dolu ufak bir şapel gördük. Bu sur, kalenin iki tarafından liman binasına kadar uzanır. Bu muazzam sur, hisar duvarından ayrılmış ve Burce denilen bir geçit açılmıştır. Bu geçitten Molozen varoşuna geçilir. Burada vaktiyle bir kule bulunduğu, kalıntıları ve doğu tarafta bulunan büyük te-melinden anlaşılmaktadır.
Hisarın diğer ucundaki sur da kaleden ayrılmış olup eğri bir vaziyette ise de, taşlar yekpare imiş gibi birbiriyle sıkıca birleşmiş olduğundan sağlam durmaktadır. Surun uçunda vaktiyle başka bir binanın da mevcud olması sedden anlaşılır. Filvaki, yukarıda Sotğa kapısının yakınında, kapı veya pencereye ait kemerler görülür. Hisarın önü koyu renkte geniş bir kumluktur. Kışın buraya gemiler çekilirdi. îşkeleboğ deresi ve Molozkapısı buradadır. Bu kapının önünde denize karşı toplar konulmuştur.
Aşağıhisar Ortahisar'dan daha çok geniştir ve burada birçok ev çarşı, han, çeşme, cami, medrese ve hamam vardır. Hisarın dört tarafında da birer kapı vardır. Güney kapısmdan Ortahisar'a gidilir. Batı kapışı tarafında kemerli, çift katlı eski bir bina olan Boyahane vardır. Eski bir manastıra benzeyen ve alt kısmı kemerli ve iki taraftan mermer sütunlara oturtulmuş olan bu bina vaktiyle çok yüksek olsa gerek, fakat sütunların başlıklarına kadar içi toprakla dolu olduğundan yer seviyesindedir. Çok eski bir şey olduğu görülen bina, derinliğine yapılmış ve belki de putperestlik devrinde kahinlerin ikametgahı idi. Greklerin zamanında ise değişiklikler yapılmış olabilir. Bina duvarlarının dış yüzünde birçok yerleri bozulmuş grekçe yazılar gördük ve yalnız, Grek im-paratorlanna ait 513 yıllık bir şey olduğunu anlayabildik. Bu binanın yakınında, kuzeye doğru bir harabe ve Mecit avlusu denilen meydan vardır.
|